İhracatı geliştirmek zorundayız…

0
380
görüntülenme

Kaç yılında başladınız bu işe.

Mesleğe 1985 yılında çırak olarak başladım VSB’ Adana’da dört yıl gibi çalıştım. Garden Koala firması kurulunca ekip olarak oraya geçtik. Garden Koala’yla 1993 yılında yollarımız ayrıldı. Aynı yıl kiralık seralarla işe başladık ve işin toptancılığını öğrendik. Adana ve Yalova’dan temin ettiğimiz ürünleri Koya, Mersin, Hatay gibi şehirlerde pazarlıyorduk. Lakin zaman içinde çiçekçi dükkanlarına servis yaparak işimizi büyütemeyeceğimizi fark ettik ve işimizin yönünü değiştirmeye karar verdik. İlk seramızı kurduğumuzda üç dönümlüktü ve orada üretime başladık. Garden Koala’da üretim konusunda ciddi bir deneyim kazanmıştık. İşe başladığımız yıllar sektörün oluşum yıllarıydı ve çok hareketliydi. Üreten de, pazarlayan da kazanabiliyordu. O yıllarda kendi imkânlarımızla kendimize ait ilk araziyi aldık ve 2001 yılında üzerine 5,5 dönümlük sera kurduk. Benim kişisel ilgim nedeniyle oluşturduğumuz sera konstrüksiyon ekibimizle kurduk serayı. Daha sonra seramızı yavaş yavaş büyüttük.

Örneğin ilk ihracatımızı Hollanda’ya yaptık, ilk olarak Areca ihraç ettik. Sanıyorum Hollanda’ya ilk salon bitkisi ihracatını yapan bizizdir. Bizden önce bazı firmalar Avrupa’ya ihracat yaptılar ama onlar dış mekân bitkisi gönderiyordu.

Hollanda’ya yaptığımız ihracat yapmamız, ithalat ve ihracatla ilgili sorunların çözülmesi bizim gelişmemizi hızlandırdı. Üretim ve pazarlama kapasitemiz yükselmeye başladı.

Şu anda 60 dönümü kapalı, 150 dönümlük dış mekân olmak üzere toplamda 200 dönüm üzerinde çalışıyoruz. Bizim işimizde dış mekan bitkileri iç mekan bitkilerinin tamamlayıcısıdır. Özetle uluslararası standartlarda iç mekân, mevsimlik ve bazı çok yıllık türler ve diğer dış mekân bitkilerini bugün itibariyle Türkiye’nin her yerine mamul ve yarı mamul olarak gönderebiliyoruz.

Peki şimdiki hedefiniz nedir…

Bu aşamadan sonraki hedefimiz kalitemizi artırarak yolumuza devam etmek. Bugüne kadar dış mekânda daha çok kiralık arazilerde üretim yapıyorduk. Şimdi dış mekân üretimini de kendime ait arazilere taşımaya başladık. Bu bizim kalıcı yatırımlar yapmamıza olanak verirken kalitemizi de mutlaka olumlu yönde etkileyecektir. Sektördeki en önemli sorunlarından bir de parçalı arazilerde üretim yapmak. Ne kadar çok merkezi bir noktada yatırım yaparsanız o kadar verimli ve kaliteli üretim yaparsınız. Üretimi makinelerle yaparak bant sistemine taşıyabilirsiniz. Dağınık ve bölünmüş noktalarda üretim yapmak hem maliyeti arttırıyor, hem de kaliteyi etkiliyor ve rekabet gücümüz olumsuz etkileniyor. 

Ürün yelpazesinde bir değişiklik olur mu?

İç mekânda ürettiğimiz çeşitlerin türleri belli. Bu türlerde çok değişiklik olmaz artık. Elbette özel talep gelirse bazı yeni türler eklenebilir ama… Bazen bir ürün devreden çıkıyor, bir diğer ürün girebiliyor. Dış mekânda ürün çeşitlenmesi ise giderek artıyor. Çünkü bu alana yeni yoğunlaştığımız için, yeni talepler geldiği için yeni ürünler devreye girecek gibi görünüyor.

Peki siz nasıl görüyorsunuz genel vaziyeti.

Türkiye’nin genel görünümü olumlu bir hava yayıyor. Faizler düşüyor büyüme yeniden rayına oturmaya başlıyor. Ancak bu ülkede yaşıyorsanız her türlü sürprize hazırlıklı olmanız gerekiyor. Ekonomide hiç beklenmedik bir zamanda beklenmedik tepkiler ortaya çıkabiliyor.

Yatırımları yönlendirirken bu ihtimalleri göz önündü bulundurmakta büyük faydalar var. Biraz korkmakta fayda olduğunu düşünüyoruz. Örneğin bizim için 1990’lı yıllarda bu işe başladığımızda daha cesurduk. Ancak 1994 de yaşadığımız döviz krizi ve 2001 krizleri ve ardından gelen Dünya krizi temkinli ve kontrollü olmayı öğretiyor bize.

Yeni yatırımlara devam ediyorsunuz…

Açık alanda mevcut seralarımızın olduğu Yenice bölgesinden Adana’nın daha kuzeyine havanın da, iklimin de, daha güzel olduğu don bölgesi dışına çıkıyoruz. Yeni edindiğimiz açık alanlar don bölgesi dışında, taban suyu sorunu da yok ve su kalitesi yüksek. Bu koşullar bizim için üretim için çok önemli. Dışarıdan bakılınca küçük bir yatırım gibi görünüyor ama bizim için önemli ve büyük bir yatırım oldu. Şu anda sürekli olarak 60 kişi çalışıyor. Mevsime göre de 30 ile 40 kişi ilave olabiliyor.

Siz bir aile işletmesisiniz…

Profesyonel aile işletmesiyiz diyebilirim. Şu anda aynı işletmede dört kardeş bir arada çalışıyoruz. Eşim de profesyonel olarak işletmemizde çalışıyor. Aile olarak profesyonelce iyi bir uyum yakaladığımıza inanıyoruz. Herkesin yapacağı iş belli iş bölümü son bir iki yılda yerine oturdu sayılır. Örneğin birimiz ithalat, ihracat gibi resmi işlemlerde uzmanlaştık,

 

Birimiz dış mekânın sorumluluğunu almış, birimiz de iç mekânın sorumluluğunu yürütüyor. Birimiz de muhasebe ve maliye konusunda çalışıyor. Ancak içimizde birlikte büyüdüğümüz arkadaşlarımız var kardeşlerimizin sayısı onu geçiyor. Bu öyle bir avantaj ki, birçok arkadaşımla birlikte 90’lı yıllardan beri birlikte çalışıyoruz. İşletmemizin kazandığı durumda birlikte kazanacağımızı bilen arkadaşlarımızın olması bizim için en büyük avantaj diyebilirim.  

Geleceğe yönelik düşüncelerinize gelirsek…

Hedefimiz ihracat rakamlarını yükseltmek. Çünkü ihracat rakamlarımızı ne kadar yukarıya çekersek o kadar rahatlamış hissediyoruz kendimizi. Nedeni de kullandığımız torf, saksı, fide birçok ürünün hepsi dövize endeksli. İhracatımız geliştikçe hiç olmazsa bazı giderleri aynı cinsten karşılama şansımız oluyorsunuz. Kısmen de olsa döviz riskini ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Kısacası söylemek gerekirse ihracat bizim için aynı zamanda üretici olarak, sektör olarak bir var olma meselesidir.

CEVAP VER