Başarının yolu peyzajdan geçiyor

0
573
görüntülenme
  • Muratpaşa İlçesi Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen Antalya Florplant Fuarı’nı ziyaret ederek bütün standları tek tek dolaştı.
  • Antalya - Muratpaşa İlçesi Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen

Süleyman Evcilmen üç dönemdir Antalya - Muratpaşa İlçesi Belediye Başkanlığı’nı yürütüyor. Kendisini Florplant Antalya Fuarı’na yaptığı ziyareti sırasında tanıdık. Evcilmen’in peyzaj ve çevreye ilişkin yaptığı çalışmaları yerinde görme fırsatımız oldu. Göreve geldiğinde kişi başına 1.49m2 yeşil alan düşerken bu alan bugün 7.04 m2’ye çıkmış. Sekiz olan park sayısını 492’ye çıkarmış. İthal bitki kullanımını tümüyle ortadan kaldırmış. Süleyman Bey, “Yerli üreticilerin ürünlerini kullanarak sektöre ve üreticilere katkıda bulunduğumuzu düşünüyorum” diyor. Bu kısa söyleşi yerel yönetimlerde başarının kent tasarımı ve peyzajdan geçtiğini gösteriyor. Size ilgi çekici bir söyleşi sunuyoruz… 

 

Belediye başkanlığına nasıl başladınız?

Yaşamım boyunca, demokratik kitle örgütlerinde ve meslek odalarında görev almam, yöneticlik yapmam, doğal olarak belediyelerle iç içe olmamı gerektiriyor, kent sorunlarını da yakından takip etmemi sağlıyordu. 

 

Sorunlara çözüm üretmedeki performans, çözümlenemeyen sorunlarda da proje üretmek, bu yönde baskı grupları oluşturarak reaksiyonel tutum oluşturmak, şahsımı bir anda kamuoyunda öne çıkardı diyebilirim. Sonuçta siyaseti sevmiş olduğumu söyleyememe rağmen, işin içine çekildik ve benim için belediye başkanlığı süreci başladı.

Göreve ilk geldiğinizde neler oldu?

Hiç acemilik çekmedim. Çünkü konulara çok yakındım. Belediye başkanı olduğum belediyeye 5 ayrı dava açmıştım ve davacı konumunda iken davalı duruma düşen belediye başkanı oldum. Açtığım davaların hepsini belediye başkanı olarak kaybettim. Herkesin yaşamış olduğu acemilik devresini çok hızlı aştık. Stratejik planlarımızı hemen devreye koyduk ve buna bağlı olarak da oldukça sempati topladığımızı düşünüyorum. Belediyecilik anlayışımızın temelinde insana önem vermek vardı. Halkın ortak kullanım alanlarını olabildiğince çoğaltmak, çevreyi ön planda tutmak hedeflerimiz içindeydi. Sonuçta da son seçim itibariyle bu kentte yaşayanlar yüzde 258 artışla üçüncü defa ‘sen bu görevi iyi yapıyorsun’ diyerek beni seçtiler.

 

Sizce yaşanabilir kent ne demek?

Kentlerin kimlikleri vardır, kentler kendince bir markadır. Başka ülkelerin ve kentlerin insanları o kentleri belirgin özellikleri ile tanırlar. Paris, Berlin, Roma denilince akla o kentlerin özellikleri gelir ve birbirinden farklı şeylerdir. Muratpaşa Antalya’nın merkez ilçesi, denizi güneşi ve doğası ile Türkiye’nin en önemli kentlerinden bir tanesidir. Muratpaşa denilince akla Antalya gelmektedir aslında. Antalya ile ilgili hatırlanacak birçok şey buradadır. Stratejimizi de bunun üzerine kurmuştuk. Ama biz bu bilinirliği, bu değeri her yaştan insanın genç, yaşlı, çocuk engelli gibi grupların,  kendilerine ait alanlarda rahat edeceği ve doğrudan kullanabileceği bir düzeye çıkardık. Yani sosyal alanların olabildiğince çoğaltılması, yeşilin ön plana çıkartılması gerekiyordu. Bunu yaptık…

 

Göreve gelmeden de mi böyle 

düşünüyordunuz?

Çevreciliği moda olarak algılayanlardan değilim. Çevreci diye geçinip çevreyi göz ardı eden, yok etmek için elinden geleni yapan gruplar da vardır bu ülkede. Çevre demek denizi, havayı, suyu, toprağı korumak demektir.  Yeni doğal çevreler yaratabilmek demektir. Biz göreve geldiğimizde kişi başına düşen yeşil alan 1.49 m2’ydi. Bunun içine mezarlıklar ve orman alanları da dahildi. Biz göreve geldikten sonra 7.04 m2’ye ulaşmasını sağladık. Bunun içinde mezarlıklar ve orman alanları da yok. Aktif ve kullanılabilir yeşil alan miktarımız yükselttik. Eski ve yeni hava fotoğraflarını karşılaştırdığımızda Muratpaşa’nın değişimini fark edersiniz. Ciddi bir peyzaj çalışması yapıldı ve yeşil doku artışı yaşandı. Çocuk oyun alanları, oturma alanları ve spor alanlarının olduğu yeşil doku içinde serpiştirilmiş bir kent çıktı ortaya…  Muratpaşa’nın çehresi zenginleşti ve bu zenginliği de arttıracağız. AB standartlarında kişi başına düşen yeşil alan 12m2’dir. Bu yakalanabilir mi! Evet yakalanır...

 

Bunun için yeterli alanınız var mı?  

Çok da alanımız kaldı diyemem. Bunun başka bir anlamı var ama… Geçmişte her güzel köşe, plan tadilatları ile konut ve ticarete alanına dönüştürülüyordu. Yani yeşil doku için ayrılmış sahalara bina dikerek ticarethane yapıyorlardı. Biz bunun da önünü kestik. Artık kimse bunu yapamaz. Cesaret ederlerse de bu kentin sivil dinamikleri buna engel olur. Bu kent sakinlerinin çevre bilinci çok yüksektir. Müdahale kurumlardan değil halktan gelir artık. Bunu yapmak isteyen yönetici ya çok cahildir ya da çok ‘cesaretli’.

Parklar ve yeşil alanlar için kullandığınız bitkileri nereden temin ediyorsunuz?

Göreve geldiğimizde 8 parkımız vardı. Şimdi 492 parkımız var. Rakam böyle olunca sektore de katkımız oluyor. Bu parkları yaparken bitkilerimizi yerli üreticilerden temin ettik. İthal bitki kullanımını tümüyle ortadan kaldırdık. Türkiye’den süs bitkisi üreticilerinin ürünlerini kullanarak sektöre ve üreticilere katkıda bulunduğumuzu düşünüyorum. Çünkü bütçemiz içindeki en büyük pay park ve bahçeler için ayrılmıştır. 

 

Çevredeki belediye başkanlarından nasıl tepki alıyorsunuz.

Bu konuda tevazu göstermek istemiyorum. Yakın belediyelerin bizim bu konudaki çalışmalarımızı kopya etmeleri beni mutlu ediyor. Yaptığımız işin kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Birçok belediyeye uygulamalarımızı kamerayı aldırtarak, teknik heyetlerini gezdirerek, yardım etmeye çalışıyoruz. Hatta birçok belediyeye proje hazırlıyoruz… Bu gibi belediye sayısı 10’u geçmiştir. Örnekleri yerinde görmek çok yararlıdır. Netice de biz de yurt dışında gördüğümüz projeleri buranın coğrafyasına aplike etmeye çalışıyoruz. 

Ama kendi bitkilerimizle, ürünlerimizle ve malzememizle uyguluyoruz. Antalya da çok yabancı yaşamakta, sadece bizim ilçemizde 10 bin yabancı yaşıyor. Bunun dışında 11 milyon turist geliyor ve gelen yabancılar da Antalya’yı çok beğenerek ülkelerine dönüyorlar.

 

Gelecekle ilgili neler düşünüyorsunuz?

Siyasette uzak hedef koymadım kendime. Ürettiğiniz sürece kabul görüyorsunuz, bu kentin öncelikleri olan hizmetleri yaşama geçirdiğiniz sürece ciddiye alınıyorsunuz. Bu sizin siyasetinizi de belirliyor. Siz eğer bir sonraki seçimlerde hala kabul görüyorsanız, halk içinde ciddiye alınıyorsanız bir anlamı oluyor. Ancak siyasi geleceğinizi sizin dışınızdaki dinamikler belirliyor. 

 

CEVAP VER