Antalya bitkisel üretimi
Antalya peyzaj bitkileri sektörünün 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren turizmle birlikte başlayan yükselişi, bölgeyi önemli bir üretim merkezine dönüştürdü. Seki & Damla Peyzaj gibi firmalar da bu süreçte kendi hikayelerini yazarak sektöre yön veren öncülerden oldu.
Antalya, 1980’lerin ikinci yarısında turizm yatırımlarıyla birlikte peyzaj bitkileri alanında büyük bir ivme kazandı. Başlangıçta daha çok tarım odaklı olan bu bereketli topraklar, zamanla peyzaj bitkileri yetiştiriciliğinde kendi aktörlerini ve köklü firmalarını yarattı. İşte bu dönemde büyüyen, sektörün nabzını tutan kuruluşlarımızdan biri de Seki & Damla Peyzaj.

Ziraat mühendisi Orhan Çelik: Sahadan gelen ses
Manavgat (Antalya) 1976 Sırtköy doğumlu Ziraat Mühendisi Orhan Çelik, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü mezunu. Akademik eğitimiyle Antalya’nın iklimini harmanlayan Çelik, kişisel ilgisiyle peyzaja yöneldi. 1999 yılında meslektaşı Hüseyin Eroğlu ile kurduğu ortaklık, çeyrek asrı aşan, güven ve bilgiye dayalı sürdürülebilir bir iş modelinin temelini attı.





İthal edileni üretmek, bu nasıl oldu?
1990’ların sonlarında Antalyalı bir üretici olarak filizlenen Seki & Damla Peyzaj, zamanında attığı stratejik adımlarla öne çıktı. Antalya-Isparta Yolu’nda üretim sahaları oluşturması, bölgedeki üretimin yoğunlaşmasına katkıda bulunurken, Antalya Topçular’ı iletişim ve satış merkezi olarak seçti. Orhan Çelik bu tercihi, “Topçular Antalya’nın merkezi noktasında, bu nedenle kendi üretimlerimizin yanı sıra peyzajda ihtiyaç duyulan ithal bitki türlerini de bulundurduğumuz bir merkez” diyerek açıklıyor. Başlangıçta mevsimlik ve çok yıllık bitkilerle yola çıkan Seki & Damla Peyzaj, vizyoner bir yaklaşımla ithal edilen Ficus ve Cocos gibi palmiye türlerini iklim avantajını kullanarak repikaj ile yetiştirerek yüksek katma değerli üretime geçti. Bu, sektörümüz için pozitif bir örnek oldu.
İkili yapı sona eriyor mu?
Antalya peyzaj sektörünün gelişme döneminde, üreticilerin piyasa talebi karşısında bitki yetiştirmenin yanı sıra peyzaj uygulaması (müteahhitlik) da yapmak zorunda kaldığını biliyoruz. Ziraat Mühendisi Orhan Çelik, “Bu ikili yapı Antalyalı üreticilerin uzun süre üretime odaklanmasını geciktirdi. Ancak günümüzde eğitimli genç nesil üreticilerin piyasaya girmesiyle bu işlevsel karmaşa sona erecek gibi görünüyor. Mevcut ekonomik zorluklara rağmen yalnızca kaliteye ve uluslararası standartlarda ağaç ve çalı üretimine odaklanılan yeni, profesyonel bir üretim dönemine adım atıldığını düşünüyorum” diyor. Orhan Çelik, Akdeniz bitkileri yetiştiricisi yeni nesil genç üreticilerle bilgi ve birikimlerini paylaşmaktan da çekinmiyor.
Üretim sahası ve kredi meselesi, bizim de derdimiz!
Antalya’da Akdeniz çalıları, ağaçları ve palmiye türlerinin giderek daha fazla yetiştirilmesi, Türkiye Peyzaj Bitkileri Sektörü’nün büyümesi açısından kritik öneme sahip. Ancak büyümenin önündeki engeller, ülkemizin diğer bölgelerinden çok da farklı değil. Orhan Çelik, “Bugün geçmişe göre daha modern koşullarda çalışıyoruz. Uluslararası standartlarda üretim yapılıyor ve üretim artıyor. Ancak yine de üretim sahası ve finansman imkanları üretimin önündeki en büyük engel olarak duruyor” diye ekliyor. Orhan Çelik’in de dikkat çektiği üzere, devletin atıl hazine arazilerini üreticiye açması ve tarımsal kredi eşitsizliklerini gidermesi halinde, mevcut potansiyelin çok daha hızlı bir şekilde ciddi bir güce dönüşmesi mümkün. Yolunuz düşerse Antalya Topçular’daki Seki & Damla Peyzaj üretim sahasını mutlaka ziyaret edin. Orhan Çelik sizi güler yüzüyle karşılayacaktır. Ayrıca orada ithal ve yerli birçok bitki türünü de inceleme fırsatı bulabilirsiniz.

